Köln, her Türk’ün ismini bildiği ve merak ettiği bir şehirdir. Köln ile ilgili bende hep güzel şeyler duymuştum. Gittim gördüm. Almanya’nın her şehrinin kendisine göre bir güzelliği var. Her şehir kendini farklı bir kulvarda geliştirmiş. Şimdi size bunları detaylandırmaya çalışacağım. Hazır mısınız ?

Lets Gooo…

Köln gezilecek yerler

Öncelikle Köln ile ilgili bazı bilgiler paylaşalım. Almanya’nın en büyük 4. şehri olan Köln, Almanya’nın ticaret şehirlerindendir. Şehri gezerken, bir tarafta orta çağdan kalma eserlere rastlarken, diğer tarafta Eski Roma’ya ait eserleri göreceksiniz. Köln’e Türkiye’den direk uçuşlar bulunmakta. Ayrıca Almanya’nın diğer şehirlerinden trenle de ulaşabilirsiniz.

Uçak ile geldiyseniz, Havalananından şehir merkezine “S-13” banliyö treniyle 15 dakikada ulaşabilirsiniz. Şehir içinde kullanacağınız toplu taşımalarda kısa mesafe 1.80 Euro , uzun mesafe 2.60 Euro dur. Günlük bilet 7.50 Euro iken 5 günlük bir kart 11.10 Euro. Biletleri turuncu makinelerden satın alabilirsiniz.

KÖLN GEZİLECEK YERLER 

1 ) KÖLN KATEDRALİ

_MG_0019

Köln gezilecek yerler için ilk sırada tabi ki şehir ile özdeşleşmiş Köln katedrali var. Katedral “Hauptbahnhof ” merkez tren garının hemen yanında bulunmakta. Bu noktadan şehrin diğer önemli turistik yerlerine de ulaşım çok kolay. Katedral gerçekten çok şaşalı. Anlatıldığı kadar var. Göğe doğru yükselen ikiz kuleleri ile dışarıdan baktığınız da içiniz ürperecek. Katedrale giriş ücretsiz. Fakat bu kulelere çıkmak için 4 Euro ödemeniz ve 509 basamak yukarı yürümeniz gerekecek. Katedralin karşısında “Turist İnfo” var. Ama buradan alacağınız harita için sizden 0,20 Cent istiyorlar. Ben içeride otobüs tur broşürlerinden aldım.Orada gezilecek yerler haritada belirtilmiş,hemde ücretsiz 🙂

IMG_0029IMG_0044

Katedralin içi de en dışı kadar şahane. Çok sayıda eser ve mezar taşı bulunmakta. İçeride resim çekebilirsiniz ve bence her şeyin resmini çekin. ( Flash kapatmayı unutmayın! )

IMG_0047IMG_0049

2 ) KÖLN HAYVANAT BAHÇESİ VE RHEİNPARK BOTANİK PARKI

IMG_0125

Köln gezilecek yerler için sırada Köln hayvanat bahçesi var. Elimde ki Otobüs tur haritasından kendime bir rota çizdim. Amacım ren nehrini tüm dolaşmak. Bu güzergah üzerinden katedralden çıkarak başladım yürümeye. Hedefim doğru ilerlerken yine harita üzerinde görünen bir çok tarihi eseri de görmeye devam ediyorum.

_MG_0069_MG_0071

Yoluma devam ederken, şehrin sağlam kalan 3 kapısından biri olan ” Eigelsteintor” u görüyorum. Kapıda Roma döneminden kalan bir heykel var. Resimde ki sap tarafında kalan kısımında ise bir tekne bulunmakta.

_MG_0076_MG_0074

Hayvanat bahçesine doğru yürümeye devam ediyorum. Yemyeşil parkların içerisinden geçiyorum. Almanya her şehri ve her yeri ile yemyeşil.

IMG_0097IMG_0099

Ve sonunda Hayvanat bahçesine ve hemen karşısında bulunan botanik bahçeye ulaşıyoruz. Botanik bahçesine şöyle bir kafamı uzatıp biraz soluklanıyorum.(Giriş ücretsiz) Hayvanat bahçesine ise girmiyorum. Daha önce Singapur da night safari yapmış ben her hayvanat bahçesini beğenmiyorum tabi 🙂 Ayrıca saat ilerliyor ve daha gezilecek yerler var.

IMG_0101IMG_0105

3 ) KÖLNER SEİLBAHN TELEFERİK

IMG_0131

Köln gezilecek yerler  gezimize devam ediyoruz. Köln’e yukarıdan bakmak ve Ren nehrinin karşı kıyısına geçmek için teleferiğe biniyorum. İyi ki binmişim. Harika bir manzaraya sahip. 4,50 Euro ya Tek yöne bilet alıyorum.

IMG_0129IMG_0130

Ren nehrine yukarıdan bakmak çok keyifli. Ayrıca katedral dahil tüm Köln’e yukarıdan sahip olmak muhteşemdi. Buraya gelmenizi ve bu keyfi yaşamanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Yürümek istemeyen arkadaşlar tren veya otobüs ile ” Zoo” veya “Rheinpark” durağına gelmeleri gerekecek.

IMG_0150IMG_0140

IMG_0132IMG_0178

4 ) HOHENZOLLERN KÖPRÜSÜ

IMG_0196

Köln gezilecek yerler , Ren nehrinin diğer yakasından yürüyerek devam ediyorum. Hem şehre diğer yakasından bakıyor, hemde katedralin büyüklüğüne bir kez daha hayran kalıyorum.

IMG_0182IMG_0183

Amacım resimlerde her zaman gördüğüm köprüye ulaşmak. Üzerinde çok sayıda kilit ve üzerinde isimler bulunmakta. Bu da köprüyü aşıklar köprüsü yapmakta. Köprü normalde şehirler arası trenlerinde geçtiği bir köprü. Eğer sizde giderseniz kilidinizi önceden götürün. Köprü üzerinde satılan kilitler biraz pahalı.

IMG_0197IMG_0199

Ben bir günlüğüne geldiğim için şehri bu şekilde dolaşmayı tercih ettim. İyi ki bu planda dolaşmışım. Sonradan öğrendim ki diğer gezilecek yerler çoğunlukla müzelermiş. Siz deha detaylı gezmek isterseniz Çikolata müzesi, Köln merkez cami ve Sinagog gezebilirsiniz.

Almanya’nın her şehrinde olduğu gibi katedral çevresi ve önemli meydanlara halk pazarları kurulmakta. Bu pazarları gezmenizi ve ikinci el alışveriş yapmanızı önerebilirim. Köln de çok sayıda Türk restoranı ve marketi var. Buralardan alışveriş yapabilirsiniz. Benim için Köln’e 1 gün yetti. Ama daha detaylı gezmek isteyenler için 2 gün fazlası ile yetecektir.

Beni takip etmek için:

Facebook / İnstagram

Anılar paylaştıkça güzeldir. Sevgilerimle…

Köln tüm resimleri için lütfen TIKLAYIN

Vizesiz ülkeler en sevdiğim 🙂

Tatili ucuza getirme yöntemleri

Pasaporta ihtiyaç duymayan ülkeler

dünyanın en ucuz tatil ülkeleri

Yurtdışı tatilimde pasaportum çalındı veya kayboldu ne yapmalıyım

 

 

Yorumlar (3 Yorum)

  • Atilla Eren

    Rahmetli barış Manço nun arkadaşım eşşek şarkısı burayı ziyareti sırasında ilham alarak yazmış.hikaye söyle..Grimm Kardeşler

    Vaktiyle bir adamın bir eşeği varmış. Bu eşek çuvalları bıkmadan usanmadan yıllarca değirmene götürmüş. Fakat artık gücü kalmamış, işe yaramaz bir duruma düşmüş. Sahibi onu boş yere beslemek istemiyormuş. Eşek de işlerin yolunda olmadığını sezmiş, başını alıp çıkmış, Bremen yolunu tutmuş. Orada kent çalgıcısı olabileceğini sanıyormuş.

    Eşek böylece az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş; yolda boylu boyunca yatan bir av köpeğiyle karşılaşmış. Hayvan, koşmaktan yorulmuş köpekler gibi soluyup duruyormuş. Eşek sormuş:
    – Ne soluyup duruyorsun böyle bakayım, bekçi baba?

    Köpek:
    – Sorma, demiş, yaşlandım. Günden güne güçten düşüyorum. Avda koşamıyorum diye sahibim beni öldürmek istedi… Ben de kaçıp kurtuldum. Bundan sonra karnımı nasıl doyuracağım bilmem!

    Eşek:
    – Sana bir şey söyleyeyim mi, demiş, ben Bremen’e gidiyorum… Kent çalgıcısı olacağım… Benimle gel, sen de bandoya gir! Ben lavta çalarım, sen de davul…

    Bu öneri köpeğin hoşuna gitmiş. İkisi birlikte yola çıkmışlar. Aradan uzun zaman geçmemiş. Yolun kıyısında bir kedi görmüşler. kedinin suratından düşen bin parça oluyormuş.

    Eşek:
    – Ne o? İşin sarpa mı sardı yoksa, yaşlı palabıyık? demiş.

    – İnsanın başında ateşler yanarken nasıl neşeli olur? Artık yaşım ilerledi. Dişlerim kütleşti… Farelerin peşinde koşacağıma sobanın arkasında oturup pinekliyorum. Bu yüzden hanımım beni suya atıp boğmak istedi. Ben kaçıp kurtuldum ama son pişmanlığın yararı olmuyor. Şimdi nereye gideyim?
    – Bizimle birlikte gel. Müzikten anladığın bilinir. Oraya varınca kent mızıkacısı olursun!

    Kedi bu sözü hoş karşılamış, onlarla birlikte yola çıkmış.

    Bu üç yurt kaçağı bir çiftliğin önünden geçerken selamlık kapısının üstünde cıyak cıyak öten bir horoz görmüşler; eşek:
    – Sesin insanın iliğine kemiğine işliyor… Neyin var kuzum? demiş. Horoz:

    – Havanın güzel olacağını haber verdim. Bugün bizim sevgili hanımımızın günüdür. “Kristkind”ciğin gömleğini yıkamıştı. Onu kurutmak istiyor. Ama yarın pazar, konuklar gelecek. Onun için hanım hiç acımadan aşçı kadına söyledi. Yarın benim çorbamı yiyecekmiş. Nasıl olsa bu akşam kellem uçacak. Bari ben de gırtlağım yırtılıncaya kadar bağırayım dedim.
    Eşek:

    – Zavallı albaş, demiş, öyleyse bizimle gel daha iyi. Biz Bremen’e gidiyoruz. Nerede olsan ölümden daha iyisini bulabilirsin. Sesin güzel… Hepimiz bir arada şarkı söylersek hoş bir şey olacak kesin.
    Horoz bu öneriyi beğenmiş. Dördü birlikte yola çıkmışlar.

    Bunlar bir günde Bremen’e varamamışlar. Akşam olunca bir ormana gelmişler; burada geceleyelim demişler. Eşekle köpek büyük bir ağacın altına uzanmışlar. Kediyle horoz da dallara çıkmışlar, ama horoz en tepedeki dalları daha güvenli bulmuş, oraya uçup tünemiş. Horoz uykuya dalmadan önce bir kez daha çevresine bakınmış. Uzakta küçük bir ışık görür gibi olmuş, arkadaşlarına seslenmiş: “Işık görünüyor, yakınlarda bir ev olsa gerek!” demiş.
    Eşek:

    – Öyleyse kalkalım, hemen oraya gidelim. Burada rahat edilmiyor demiş.
    Köpek orada birkaç parça kemik, biraz et bulursa pek hoşuna gideceğini düşünmüş.

    Bunun üzerine ışığın bulunduğu yana doğru yola koyulmuşlar. Yaklaştıkça ışığın parıltısı artmış. Sonunda haydutların barındığı eve gelmişler.
    İçlerinde en irisi eşek olduğu için pencereye o yaklaşmış, içeriye bakmış. Horoz sormuş:

    – Neler görüyorsun, babacan?
    Eşek:

    – Neler mi görüyorum? demiş. Kurulmuş bir sofra… Üstünde her türlü yiyeek, içecek var… Haydutlar oturmuş, keyif çatıyorlar.
    Horoz:

    – Tam bize göre bir iş, demiş.
    Eşek:

    – Ah sorma kardeş demiş, şu sofranın başında biz olsak ne olurdu sanki?
    Haydutları buradan nasıl kaçıralım? diye her kafadan bir ses çıkmış. Sonunda bir çare bulmuşlar: Eşek ön ayaklarını kaldırıp pencereye dayayacak. Köpek eşeğin sırtına çıkacak. Kedi köpeğin üstüne tırmanacak. Horoz da uçacak, köpeğin tepesine konacak!

    Dedikleri gibi yapmışlar. Sonra biri işaret verince hep bir ağızdan şarkı söylemeye başlamışlar: Eşek anırmış, köpek havlamış, kedi miyavlamış, horoz da ötmüş. Sonra şangur şungur pencereden içeri dalıvermişler!
    Haydutlar bu korkunç bağırışmayı duyunca oldukları yerde havaya fırlamışlar. İçeriye herhalde bir hortlak girdi sanmışlar. Evden çıkıp ormana doğru kaçmaya başlamışlar.

    O zaman dört ahbap sofranın başına kurulmuşlar, haydutların artıklarına saldırmışlar. Sanki kırk yıldan beri açmış gibi, yemekleri atıştırmışlar.
    Dört çalgıcı işlerini bitirine ışığı söndürmüşler. Herkes kendi keyfine göre rahat edebileceği bir yer aramış: Eşek gübrelerin üzerine uzanmış, köpek kapı arkasına, kedi ocakta sıcak külün yanına, horoz da bir tüneğin üstüne…

    Yol yorgunu oldukları için az sonra da hepsi uykuya dalmış.
    Vakit gece yarısını geçmiş. Haydutlar uzaktan bakmışlar, artık evde ışık yanmıyor, her yan da sessiz. Elebaşıları:

    – Boş yere mantara basmamalıydık ama oldu! demiş.
    İçlerinden birini oraya yollamış, eve baktırmış. Gönderilen adam her yanı sessiz bulmuş, mutfağa girmiş. Lamba yakmak istemiş. Kedinin parıldayan gözlerini yanık ateş sanmış, kükürtlü bir çöp almış, bunu ateşte tutuşturmak istemiş. Ama kedi şakadan anlar mı? Hemen adamın suratına atılmış, tırmık içinde bırakmış.

    Haydudun korkudan ödü patlamış, arka kapıdan fırlayıp kaçmak istemiş ama oracıkta yatan köpek üstüne saldırmış, bacağını ısırmış. Adam avludan, gübrelere basıp kaçarken eşek de arka bacaklarıyla hatırı sayılır bir çifte savurmuş. Bu gürültülere uyanan horoz da:
    – Ö ö rö ö… diye avazı çıktığı kadar ötmeye başlamış.

    Haydut alabildiğine koşarak soluk soluğa elebaşının yanına gelmiş:
    – Sormayın demiş, evde korkunç bir cadı oturuyor. Suratıma doğru tısladı, uzun tırnaklarıyla yüzümü gözümü tırmaladı. Kapının önünde bir herif duruyor. Elinde bir kama var. Bacağıma sapladı. Avluda bir karakoncoloz yatıyor. Beni meşe sopasıyla patakladı. Damda da yargıç oturuyor: “Getirin şu keratayı bana!” diye bar bar bağırıyordu. Zor kaçıp kurtuldum ellerinden…

    O günden sonra haydutlar bir daha eve girme gözüpekliğini gösterememişler ama burası dört Bremen çalgıcısının pek hoşuna gitmiş. Artık buradan çıkıp gitmek istememişler.

  • Bu güzel hikayeyi anlattığını için teşekkür ederim.

Görüşlerinizi belirtmek ister misiniz?

İlgili Kelimeler: , , , , ,